HAKKIMIZDA

KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ÖRGÜTLÜ MÜCADELEYE!..

Geçmişten bugüne farklı kılıklara bürünen ve günümüzde kadının yaşamının her alanına yayılan şiddet o kadar içselleşmiştir ki toplumca normal karşılanır hale gelmiştir. Artık her gün duyduğumuz namus ve töre cinayetleri, psikolojik, ekonomik ve cinsel temeldeki şiddete dair yaşanan olaylar, tacizler, tecavüzler, baskılar bizi şaşırtmıyor.

Yaşamımızın en doğal ve sıradan bir parçasına dönüşmüş durumdadır şiddet. Pek çok kadın şiddeti bir kader, kadın olmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak kanıksayacak kadar kendi yaşamına yabancılaşmış, umutsuzluk girdabı içerisinde çırpınarak kaybolmuş, silikleşerek özgüvenini yitirmiştir.

25 KASIM; “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü”

25 Kasım 1960 tarihinde, Dominik cumhuriyeti’nde Trujillo Diktatörlüğü’ne karşı mücadele yürüten üç kız kardeş Patria, Minerva ve Maria Teresa tecavüz edilerek katledildi.

Patria Teresa, 1960 Haziran ayında Trujillo diktatörlüğüne karşı en büyük hareket olan Clandestina’yı kurdu. Diğer iki kardeşi de bu harekete katıldı. Onların etkisi o kadar büyük oldu ki 1960 yılında diktatörlük, Mirabel kardeşlerin kendileri için en büyük tehlikelerden biri olduğunu açıkladı. Bu açıklamadan kısa bir süre sonra 25 Kasım 1960 tarihinde üç kızkardeş tecavüz edilerek katledildi.

Ancak onların başlattığı mücadele ölümlerinden sonra da devam etti. Bir isyana dönüşerek dalga dalga büyüdü ve diktatörlüğün sonu oldu.

1981 yılında Kolombiya’da toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayı’nda özgürlük için mücadele yürüten Mirabel kız kardeşlerin anısına 25 Kasım, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” ilan edildi.

Mirabel kız kardeşlerin egemenlere karşı yürüttükleri mücadelenin yine direnen kadınlarca sahiplenildiği bugün, Birleşmiş Milletler tarafından 1999 yılında “Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü” olarak karar alına alınmıştır. Fakat aynı Birleşmiş Milletler 25 Kasım’ı sahiplenmesine karşı günümüzde dünyanın birçok yerinde ve özellikle son yıllarda Ortadoğu’da emperyalist ülkelerin gerçekleştirdiği saldırılara, binlerce kadının öldürülmesine, tecavüze uğramasına, baskı ve işkenceye uğramasına seyirci kalarak kadına yönelik şiddete karşı mücadeleye ilişkin gerçek tavrını ortaya koymaktadır.

KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ÖRGÜTLÜ MÜCADELEYE!..

Geçmişten bugüne farklı kılıklara bürünen ve günümüzde kadının yaşamının her alanına yayılan şiddet o kadar içselleşmiştir ki toplumca normal karşılanır hale gelmiştir. Artık her gün duyduğumuz namus ve töre cinayetleri, psikolojik, ekonomik ve cinsel temeldeki şiddete dair yaşanan olaylar, tacizler, tecavüzler, baskılar bizi şaşırtmıyor. Yaşamımızın en doğal ve sıradan bir parçasına dönüşmüş durumdadır şiddet. Pek çok kadın şiddeti bir kader, kadın olmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak kanıksayacak kadar kendi yaşamına yabancılaşmış, umutsuzluk girdabı içerisinde çırpınarak kaybolmuş, silikleşerek özgüvenini yitirmiştir.

Bugün yaşadığımız topraklarda her gün bir yenisine şahit olduğumuz namus ve töre cinayetleri, “intihar” süsü verilen cinayetler, yaşadığı yoğun baskılar karşısında ölümü tercih eden, açlığın ve yoksulluğun en koyusunu yaşayan, evde, işte, sokakta, yaşamın her alanında tacizle, tecavüzle yüz yüze yaşayan, emeği ve bedeni kat kat sömürülen, Kürt kimliğinden dolayı ulusal baskıya uğrayarak ezilmişliği derinleşen ve tüm bu baskılara karşı direndiğinde işkenceler gören, hapsedilen, kaçırılarak tecavüze uğrayan, gözaltlarında kaybedilen, konuşması, yazması, üretmesi yasaklanan kadınlar, şiddete dur demenin tek yolunun şiddete karşı isyanların birleşerek örgütlenmesi gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Düzenin yalnızlaştırarak kendine yabancılaştırdığı, tüm direnç ve dayanak noktalarını baltalayarak özgüvensizleştirdiği biz kadınların kurtuluşunun tek yolu, uzun ve sancılı bir mücadeleye hiç vakit kaybetmeden, hemen bugünden başlama zorunluluğunu bilince çıkarmak olacaktır.

Yaşadığımız tüm zorlukların üstesinden gelmenin, hep birlikte öreceğimiz özgün örgütlülüklerimizle mümkün olacağını da çok iyi biliyoruz. Gerçek ve demokratik bir kadın hareketini oluşturmak için çıktığımız bu yolda emekçi kadınlarla bir araya gelmenin ve sorunlarımızı ortaklaştırarak çözmenin ne kadar önemli olduğuna her fırsatta değinmeye çalışıyoruz.

Bu nedenle 25 Kasım’ın yaklaştığı şu günlerde “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Örgütlü Mücadeleye” adıyla bir aylık bir kampanya gerçekleştireceğiz. Kampanyamız boyunca özellikle farklı yaşam perspektiflerine, farklı bakış açılarına sahip tüm kadınlara ulaşarak, sorunlarımızı birlikte tartışıp, çözüm üretmeye çalışacağız. Gerçekleştireceğimiz paneller, söyleşiler ve etkinliklerle kadına yönelik şiddetin boyutlarını gözler önüne sermeye çalışarak sorunlara karşı örgütlü bir güçle hareket etmenin önemini vurgulayacağız. Emeğine sahip çıkan tüm kadınları kampanyamıza destek vermeye çağırıyoruz.

Cinsel, ulusal, sınıfsal şiddete karşı kadınların birleşik örgütlü mücadelesini örmek için hep birlikte örgütlü mücadeleye!..

'