özgür3

‘’Hareket Etmeyen Zincirlerini Fark Edemez”

/ No Comments / 173 View / 7 Mayıs 2016

‘’Hareket etmeyen zincirlerini fark edemez’’ devrimci komünist Rosa Luxemburg yoldaşın sözüdür. Kadın mücadelesine parmak basan Rosa Luxemburg açmış olduğu pencere ile bugünlere dair de öngörüde bulunmuştur, sözünden de anladığımız üzere. Tarihsel bir sözdür “Hareket Etmeyen, Zincirlerini Fark Edemez”. Buradan yola çıkarak coğrafyamızdaki kadın sorununa, kadın örgütlerine bakalım ve Rosa yoldaşın sözünün karşılığı yıllar sonra nasıl anlam bulmuş anlayalım. Kürt Kadını feodal ailenin, aşiretin denetiminde köleydi. Kürt Kadını ne zaman ayaklarındaki zincirlerin şakırdaması ile hareket etmeye başladı, işte o zaman bir köle, meta olduğunun farkına vardı. Bu farkına varma aynı zamanda da bir uyanışa sebep olmuştur. Zincirlerin Kürt Kadının ayaklarında şangırdaması ayağa kalkmaya başlamasına ve zamanla da güçlenmesine vesile olmuştur. Bir kıvılcımın bir çok gelişmeye-ayaklanmaya sebep olduğunu görmüş oluyoruz. Kürt kadını kölelik zincirini fark etmeye başladığı andan itibaren döğüştü ve gelinen aşamada devletlerin orduları ile çarpışacak güce geldi. Evet şunu rahatlıkla ifade edebilir ki; Kürt kadını kendi renkleri ile örgütlenerek geleceğini kendi eline aldı, zincirlerini kırdığı o gün, bugünlerin temelini atmış oldu. Bu anlayış ile bugün Kürt Kadın örgütü kendi öz savunması ve kendi yönetimlerini oluşturmuş en önemlisi ise kadınların iradeleri doğrultusunda yasalarını çıkarması ve yönetmesidir. Bugün biz Sosyalist kadınlara düşen görev ve sorumluklar da, Kürt kadın mücadele tarihi başta olmak üzere aynı zamanda da uluslararası komünist, sosyalistlerin tarihsel mirasını, engin tecrübelerini, deneyimlerini bugüne uyarlamak ve hayata geçirmek olmalıdır. Evlerinde, iş yerlerinde köleleştirilmiş kadınların ayaklarındaki zincirleri fark etmesi, uyanışa geçmesi biz sosyalist kadınların omuzundadır. Bu tarihsel bir görevdir, bu görev de bugün itibariyle devrimci sosyalist kadınların stratejik planlarının içerisinde olmalıdır. Kapitalist devlet ve sömürü aygıtları faşizm üretmeye devam ediyor. Biz kadınlar emperyalist, kapitalist, erkek egemen sisteme karşı örgütlü mücadeleden yana taraf belirlemeli ve özneleşmeliyiz. Dersim’den kadın mücadelesine baktığımız zaman Rosalardan, Bernalardan, Zilanlardan, Barbaralardan uzanıp gelen kavga dolu yaşamlar karşımıza çıkmaktadır. Onların bizlere bıraktıkları tarihsel miras üzerinden kavgamızı şekillendireceğiz. Yani bizler de Dersimli Kadınlar olarak kölelik zincirlerini koparmak isteyenleri bir araya getirmek ve örgütlü kılmak zorundayız. Burada salt bir Kadın hareketi olarak örgütlemek günümüz koşullarında yeterli değildir. Dersim Kadın Meclislerini oluşturup o Meclis çatısı altında kadınların siyasal iktidarını kurmak Sosyalist kadınların görevi ve sorumluğu olmalıdır. Erk sisteme karşı kadınların rengini bir araya getirmeli ve sorunlara çözüm gücü yaratmalıyız. Sınıf mücadelesinin en temel taşlarını kadın mücadelesi oluşturmaktadır ve biz kadınlar kendi renklerimizle sınıf savaşımının içerisinde yerimizi almak zorundayız. Biz kadınlar kendi örgütlerimizi inşa etmeli, sınıf mücadelesinin öznesi olmalı, sınıf mücadelesinin motor gücünü üstlenerek ilerlemeliyiz. Cins baskısına ve her türlü sömürüye karşı biz kadınların tek kurtuluşu sınıf mücadelesinde yılmaz bir mevzi haline gelmektir. Kadınların özgün mücadele hareketi Demokratik Kadın Hareketi’nin ‘‘Kadın Yönetime Kadın İktidara’’ şiarı ile de belirttiği üzere biz kadınlar başta mücadele alanları olmak üzere yaşamın her alanında öncüleşme, önderleşme ve özgürleşmeliyiz. Kadın mücadelesi cephesinden önderleşme iddiamızı ve ısrarımızı vereceğimiz kavgada somutlaştırmalıyız. Bugüne not düşen devrimci, komünist, sosyalist kadınların bizlere bıraktığı büyük kazanımları sahipleniyor, fiziken aramızdan ayrılanları saygı ile anıyorum.

ÖZLEM ARMEN

Yorum Yap

Email (will not be published)

'