IMG_7933

Savaş ve Kadın başlıklı panel gerçekleştirildi.

/ No Comments / 37 View / 30 Temmuz 2016

  1. Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında Dersim Merkez’de saat 17.00’da Sanat Sokağı’nda DKH Sözcüsü Kıvılcım Arat’ın da katılımı ile ‘’Savaş ve Kadın’’ başlıklı panel gerçekleştirildi.

DERSİM(30.07.2016)– 16. Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında dün Saat 17.00’da ‘’Savaş ve Kadın’’ başlıklı panel gerçekleştirildi. Panel Moderatör Esra Çiftçi, DKH Sözcüsü Kıvılcım Arat ve Kadın ve Barış İçin Kadın Girişimi üyesi Filiz Oğuz’un katılımı ile gerçekleştirildi.

Kadının savaşta yaşadığı hak ihalelerine değinen Barış için Kadın Girişimi üyesi Filiz Oğuz, iktidar savaşlarına işaret ederek, “Bu savaş süreçleri çok fazla tahribat yaratabilecek süreçler, Devletin yürüttüğü savaşın kadın cephesinde yarattığı travmalar çok fazla yaşanıyor. Biz kadınların da görevi tüm bu saldırıları teşhir etmek ve kadın dayanışmasını yaşatmaktır. Kadına yönelik son 30 yılda uygulanan şiddet, kadınların yoksullaşmasına, kamusal alanda yok sayılmasına, kadının kendi içine kapanmasına neden oldu. Savaş sırasında kadın yaşamı üzerinde ciddi bir mağduriyet ve hak ihlali var. Ama kadın buna karşı mücadele edince daha çok politikleşiyor” dedi.

Filiz Oğuz’un ardından söz alan Demokratik Kadın Hareketi Sözcüsü Kıvılcım Arat, savaş koşullarında kadınların ilk hedef olduğunu söyleyerek, ilk elden cevaplanması gereken sorunun bu olduğunu belirtti.

Bu soruya cevap olmak ve bugün yaşanan savaşa kadınlar cephesinden karşı çıkabilmek için yakın tarihin incelenmesi gerektiğini belirten Arat , “oradaki deneyimlerden yola çıkarak yeni bir cephe oluşturmak gerekiyor. Zira tarih tekerrürden ibaret ve egemenlerin yürüttüğü bu savaş tarih boyunca kadınlar üzerinden şekillendi ve var oldu ” dedi.

Katliamcı gelenek Kemalistler ve İslamcılar arasında el değiştirerek devam etti!

1900’Lü yıllarla birlikte tüm dünyada yayılan milliyetçilik akımının Osmanlı içerisinde ‘İttihat ve Terakki’ adı altında yeni bir faşizan ideoloji ile hayat bulduğunu söyleyen Arat, “bugünkü Kemalist ideoloji yine bu akım içerisinden çıkarak 1900’lü yılların en büyük katliamı olan Ermeni soykırımına imza attı. Türkiye/Kuzey Kürdistan coğrafyasından koca bir halkın tüm izlerini sildi. Ermeni soykırımı üzerinden baktığımızda yine bu savaşın en şiddetli mağdurunun kadınlar olduğunu görüyoruz. Bu süreçte Ermeni kadınlar toplu tecavüzlere maruz kalmış, 6-7 yaşındaki kız çocukları Hamidiye alaylarındaki askerler için bölge bölge gezdirilerek sistematik tecavüz saldırılarına maruz bırakılmıştır. Askerler için gezdirilen bu kız çocuklarının önemli bir bölümü kanamadan hayatını kaybetmiş kalanları ise ya öldürülmüş ya da intihar etmiştir” dedi.

1900’lü yılları Ermeni kadınlarının katli ile karşılandığının altını çizen arat,  “Türkiye ve Kürdistan halkları bu katliamla yüzleşemediklerinden aynı tarih tekerrür etmiş ve ittihat terakki zihniyetinden kalma bu katliamcı gelenek Kemalistler ve İslamcılar arasında sürekli el değiştirerek devam etmiştir.” dedi.

Tecavüz bir devlet politikasıdır

90’lı yıllarda Kürdistan’da gerçekleştirilen OHAL uygulamalarında tecavüzün bir devlet politikası olduğunu söyleyen Arat, devletin bu yöntemle hem örgütlü kadın mücadelesini kırmaya çalıştığını hem de kadınlar üzerinden bir toplumun, bir halkın cezalandırılmak istendiğinin altını çizdi. Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu’nun açıkladığı raporu katılımcılar ile paylaşan Arat, büroya başvuran kadın sayısının gerçekte yaşanan tecavüz vakalarının sadece yüzde biri olduğunu söyledi.

 

Demokratik Kadın Hareketi olarak tüm kadın kurumlarına çağrımızdır!

90’lı yıllarda korucuların, askerlerin ve polislerin tecavüzüne uğrayan kadınların izini süren yeterli düzeyde örgütlenme, sivil inisiyatif ve hak temelli çalışan kurumun bulunmadığını belirten Arat, “ Faşist iki klik arasında gerçekleşen savaş sonucu ilan edilen OHAL aslında bu coğrafyanın sosyalist ve yurtseverlerine yönelik ilan edilmiştir. 7 Haziran seçimleri ile birlikte birçok katliama imza atan Türk Devleti, bugün ilan ettiği Olağanüstü Hal ile katliamlarını arttırarak devam edecektir. Kanun Hükmünde Kararnameler ile hukuksuzlukların önüne geçilerek ilerici güçlere yönelik bir yok etme sürecine girilecek. Demokratik Kadın Hareketi olarak bu panel vesilesi ile geçmişten dersler çıkararak OHAL döneminin katliamlarını karşılamamız gerekiyor. Sosyalist kadın örgütleri, Kürt kadın kurumları, Anarşist kadınlar, Feminist kadınlar ve LGBTİ dernekleri bir araya gelerek bir platform oluşturmalı. Örneğin bu platformun adı ‘Ohal Saldırılarına Karşı Kadın Platformu’ olabilir. Bu platform OHAL süresince kadınlara yönelen saldırıları takip etmeli. Gerek uluslararası alanda gerek ülke içinde bu saldırılar teşhir edilmeli, lobi çalışmaları yapılmalı. Aksi takdirde devletin başlatmış olduğu bu ezme süreci, 90’lı yıllarda olduğu gibi görünmez bir hal alacak ve kadınlar yalnız kalacak” dedi.

Yorum Yap

Email (will not be published)

'