cocuk-istismarina-tepki-yuruyusu-20140524AW098711-1

SİZ HİÇ CİNSEL SALDIRIYA UĞRADINIZ MI? – Songül Balkıs

/ No Comments / 48 View / 24 Mayıs 2016

Son zamanlar saray ve saray çetesi her gün yeni bir skandalla gündeme oturmayı başarıyor. Sarayın efendisi erkek olunca oluşturduğu çetesi de ya erkeklerden oluşuyor ya da az bir sayıda da olsa erkek egemenliğini kabul etmiş kadınlardan oluşuyor. Sistemleşmiş olan erkek devlet eril zihniyetiyle her gün yeni bir rezilliğe imza atıyor. Yaşadığımız coğrafyamızda gün geçmiyor ki ‘’yok artık daha neler’’ deyip şaşırmayalım.

Eril zihniyet her an yanı başımızdayken son dönemlerde bu zihniyet yasa, yargı ve din gibi kavramlarla daha da güçlendiriliyor. Sarayın savaş konsepti yetmezmiş gibi şimdi de yaptıkları açıklamalar ve yasallaştırmaya çalıştıkları sapık zihniyet ülkemizi bir çıkmaza sürüklemeye devam ediyor.

Son zamanlar yasallaştırmaya çalıştıkları skandallardan birisi de çocuklar için geliyor. Çocuklarımız… Severken canı acır diye korktuğumuz, düşüp bir yerini incitecek diye peşinden koştuğumuz, geleceğini ilmek ilmek ellerimizle ördüğümüz ve en önemlisi geleceğimizi emanet ettiğimiz çocuklarımız.

Savaşın en derin izleri hafızalarına kazınmış çocuklar bu psikolojiyi atlatamadan göç ettiriliyor, mülteci konumuna düşürülüyor ve topraklarından uzaklarda sığınmacı durumuna düşürülüyorlar. Biraz bu çocukların yaşam mücadelesini irdeleyelim. Yaşama yeniden tutunmaya çalışan bu çocuklar ucuz iş gücü olarak görülüp sağlıksız ve ağır şartlarda çalışmaya mahkûm ediliyorlar. Eğitim hakkı, sağlık hakkı, barınma hakkı ve en önemlisi yaşama hakkı ellerinden alınıyor. Bir iş bulamayan çocuklar ise sokaklarda ölüme terk ediliyor. Hayatta kalmak için ya aileleriyle beraber ya da bir başlarına sokaklarda dilendiriliyor. Yaşamak için bunu yapmak zorunda kalanlar tıpkı 19 Mayıs günü İstanbul’un Bağcılar ilçesinin Güneşli meydanında olduğu gibi sebepsiz bir nedenden kaynaklı devlet eliyle öldürülüyor. Evleri yok edilerek kamplarda yaşamaya mahkûm edilen insanlar içinde çocuklarda nasibini alıyor. Tıpkı Nizip kampında yaşananlar gibi sonuçlarla karşılaşıyorlar. Nizip kampında yaşayan Suriyeli çocuklar kız-erkek bakılmaksızın tecavüze uğruyor. Bu çocukların bazıları ortadan kayboluyor yada öldürülüyor, bazıları ise yaşadığı bu travma sonucu evlerinden, ailelerinden kaçıyor. Savaş mağduru olan kız çocuklar satılıyor, kuma olarak veriliyor. Bazıları ise para karşılığı seks işçisi olarak çalıştırılıyor. Bu tür olaylar Nizip kampında açığa çıkmasına rağmen yetkililerden hala bir adım atılmış değil.

Bu tür olaylar sadece kamplarda yaşanmıyor tabii ki. Din adına konuşan ‘’din adamları’’ yaptığı açıklamalar cinsel saldırının kapılarını aralıyor. ‘’bir baba 7 yaşındaki kızına şehvet duyabilir’’ söylemi dinine bu kadar bağlı bir ülkede ‘’din adamları’’ tarafından söylenince dikkatlerden kaçmıyor ve bizzat uygulanıyor. Bu gibi söylemlerden sonra ülkenin çeşitli illerinden en yakını tarafından cinsel saldırı haberlerini duyuyoruz. Daha 14 yaşında olan biz kız çocuğu Çorumda babası, abisi ve amcası tarafından yedi yıl boyunca cinsel saldırıya maruz bırakılıyor ve hamile kalıyor. Hamile olmasına rağmen hastanene raporunda bakire olduğu yazılıyor. Gerçekler açığa çıkınca da basit bir şekilde yanlışlık olmuş denebiliyor. Onur kırıcı olan bakirelik raporunda bile sahtecilik yapabilen bir ülkede yaşamaktayız.  Dini eğitim vermek üzere açılan okullarda imamların bizzat kendileri çocuklara cinsel istismarda bulunuyor. Devlet eliyle yapılan bu suçların caydırıcı bir cezası olmadığı içinde benzeri olayları sıklıkla duymaktayız.

Devlet bu kadarla da yetinmiyor. Kimsesiz çocukların korunması ve bakımı için açtıkları çocuk esirgeme kurumlarında ise burada ki çocuklar kurum çalışanları tarafından cinsel saldırıya maruz bırakılıyor. Yaklaşık bir ay önce Elazığ, Erzurum ve Mersin gibi illerde ki çocuk esirgeme kurumları bu haberlerle gündeme geldi. Peki bu kurumlara yaptırım ne oldu dersiniz? Hiçbir şey. Cinsel saldırıya uğrayan çocuklar yine buna benzer saldırılara maruz bırakılacak farklı yurtlara yollandı ve olayların üstü kapatıldı. Çocuklar bu şekilde korunmuş mu oluyor? Çocukları sokaklardan koruyacağınıza önce kendinizden koruyun.

Çocukların bunları yaşamaları için illaki kimsesiz olması gerekmiyor. Sözde eğitim öğretim için açılan eğitim vakıfları da bu tür haberlerle gündeme geliyor. Son zamanlarda epeyce gündem olan Ensar Vakfı bunlardan sadece birisi. 45 çocuğun cinsel istismara uğradığı Ensar Vakfı hükümete yakınlığı ile bilinen bir kurumdur. Başta kadın örgütleri olmak üzere toplum baskısı nedeniyle gündemden düşemeyen Ensar Vakfını kim sahiplendi dersiniz? Tabii ki yandaşı olduğu hükümet yetkilileri. Her fotoğraf karesinde yan yana duran Ensar Vakfı yönetimi ve hükümet yetkilileri gündemi değiştirmek için bayağı çaba harcadılar. Buda yetmezmiş gibi Aile ve Sosyal Politikalar Başkanı Sema RAMAZANOĞLU ‘’bir kereden bir şey olmaz’’ diyerek rezilliklerine bir yenisini daha ekledi. Bir kadın bakan her şeyden önce bir kadın olduğunu unutarak hükümetin eril zihniyetini taşıdığını kanıtlamış oldu. Meclis çatısı altında bulunan muhalif kanatta mecliste bu olayın üstünün kapatılmasına izin vermedi. Uzun tartışmalar ve yoğun baskı sonucu ‘’Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşama Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi’’ için bir Araştırma Komisyonu oluşturuldu. Sizce bu komisyon ne işe yaradı? Cevabını ben vereyim kadın ve çocukların haklarının nasıl gasp edileceğinin çizelgesini oluşturdu. 479 sayfalık yazılan bir raporun başından sonuna kadar eril zihniyeti taşıması bizleri şaşırtmadı. Bu raporda çocuklar için alınan ve en göze çarpan karar ‘’Çocukların tecavüzcüsüyle evlendirilmesi’’. Bu yasayı kısa bir şekliyle paylaşayım ‘’ rapor; çocukların cinsel istismarının  ‘rızaya’ dayalı olabileceğini ama yine de suç olarak kalması gerektiği söyleniyor. Sonra çocuk istismarcısının tecavüz ettiği çocukla 5 yıl boyunca ‘sorunsuz’ ve ‘başarılı’ bir evlilik sürdürmesi halinde denetimli serbestlikten yararlanmasını öneriyor. Eğer istismarı gerçekleştiren de 15 yaşın altında olursa istismar suç olmaktan çıkıyor. Bu ailelerin 15 yaş altı çocuklarını (şimdilik resmi nikâh olmasa bile) fiilen evlendirmelerinin yolunu açıyor’’. Sizce alınan bu karar sonrası ne gibi değişiklikler olur? Cinsel istismar olayları artar, erken yaşta evliliğin yolu açılır, daha kendileri çocuk iken çocuk sahibi olunur vs. vs. vs. Şu soruyu soralım o zaman, birden fazla çocuğa cinsel istismarda bulunan kişiyi ne yapacaklar? Hepsini resmi olmayan nikâhına alıp çok eşliliğin önünü mü açacak? Bu evlilikler mi sorunsuz ve başarılı olacak? Bir soru daha soralım; cinsel istismara uğrayan çocuk erkekse ne yapılacak? Bu çocuğun mağduriyeti nasıl giderilecek? Yapılan ve yapılmaya çalışılan bu kanun yasası ne kadar incelenmiştir? Kime veya neye göre düzenlenmiştir? Bu kanun uygulanırsa ne gibi sonuçlar doğuracak? Bu sorular ayrı ayrı irdelenip cevaplandırılmalıdır.

Gözümüzün nuru, geleceğimiz, parçamız dediğimiz çocuklarımızı korumak yasalara değil yine biz kadınlara düşmektedir. Biz kadınlar olarak bu yasaya uymayacağız ve bu yasayı çocuklarımız üzerinde uygulatmayacağız. Cinsel istismar hiçbir şekilde hak değildir ve aklanamaz. Yasalarınız biz kadın ve çocuklar için bir güvence değildir. Bizler cinsel saldırı sonrası alınan önlemleri değil, cinsel saldırı öncesi alınan önlemler istiyoruz.

SONGUL BALKIS

Yorum Yap

Email (will not be published)

'